Create a free blog, web site, photo album, guestbook, earn money, share things with your friends!
Login | Sign Up 
bismihu
bismihu, her şey olup bitmiş

ne istiyoruz





















bismihu

 


 


Sevgili okurum, malum biz hem elli iki  den  beri  amerikayla müttefik, hemde korede  can vererek askerlerimiz müttefiklik başlamış, ve elli yedimi elli dokuzdan beride  avrupa birliği için müracatımız olmuş. Malum avrupa birliği  amerika ve rusyaya karşı kurulmuş, şimdi birde çin ve hindistan çıktı güç olarak,


Bizler  ülke olarak karar almak zorundayız,amerikaylamı ? islam birliğimi ? Türki cumhuriyetler ve pakistanlamı? veya rusyanın da dahil olduğu avrupa birliğiylemi ?,


Yoksa safımız belli olmadığı için ülkemiz üzerine ismi konmamış hayin saldırılarla uğraşmaya devam edeceğiz,amaç bir şekilde bir yere bağlı olmak için ülkemizi sıkıştırmak, kabul edilsede edilmesede şu an dünyada  museviler amerikayı kullanarak üstün, museviler o kadar düzenli çalışıyorlarki fransada bile kendi adamlarını iktidar yaptılar, sarkozinin çirkefliği avrupa birliği yararına değil, amerikadaki musevi baskısıyla amerikanın kucağına mahkum etmek içindir,


Benim şahsi kanaatime göre Türkiyenin avrupa birliğini desteklemesi ve ortak üye olması gerekmektedir yanlız bir şartla, manevi ölçülerinden  ve  Allahın kesin yasakladığı ,inbelik ve vatan hayinlerini insan hakkı safsatasıyla  affetmemesi gerekir, bunlara dikkat edilmez ise asimile oluruz, unutmayalım kimi örnek olırsanız onun gibi olursunuz denmektedir,Dünya üç süper güç arasındaki çekişmelerle  boğuşacaktır, museviler ve amerika  hristiyanlar ve avrupa birliği, çin ve asya, hazreti Aliden beri bölünen müslümanlar bir daha birleşemez saf olarak kendi aralarında, çünkü daha sonralarıda meshepler türüyerek parçalanmışlık birleşmeler önünde duvar olmuştur.


 


Allahım senin sevdiğin insanların yaşadığı lider  ülke yap Türkiyeyi kıyamete dek inşaallah.Amin,amin,amin.

Date: 09 July 2008, Wednesday
Comments (0) | Add Comment | More




bilinçli ol





















bismihu


 


 


 


 


 


Ben bu  seçimlerde  mutlaka oy kullanacağım,inşaallah.Nedenmi?


Çocuklarım  benim  yaşıma  geldiğinde   , ülkemin  her   karışında  bayrağımız  dalgalansın  diye.


Kızlarımız ister  tesettüre uysun,ister uymasın diye.


Oğullarımız ve kızlarımız    ünüversite  kapılarından  geri dönmesin diye  daha  çok öğrenciye okuma imkanı olsun diye  yeni ünüversite kurmak için gayret harcasınlar diye,ünüversite yöneticisi  öğreticisi yok diyen yökü değiştirsin diye.


Ülkemde  Türk gözüküp  aslen Türk olmayıp  ülkemi  müslüman kimliğinden  çıkartıp  ,hristiyan ve yahudiler  gibi  olması için çalışanlar  başarılı olmasın diye.


Bundan   sonra demogojiler değil  gerçekler ortaya çıksın diye.


Bundan  sonra ülkemin   kurumları  arasında   düzensizlik bir birini   yanlış anlama  olmasın diye, kurumların bütünü  devlettir  gerçeği   anlaşılsın diye.


Bundan  sonra yalan tarihler değil  ,gerçek Tarih belli olsun diye  .


Bundan  sonra  para sahibi  yada aşiret sahipleri değil , layık olan adam gibi adamlar  milletvekili olsun  diye


 Yalancılar değil ,Adam gibi  çalışan ve borç bitsin  tam bağımsızlık öyle sağlanır deyip,27milyar dolardan aldıkları  ihracatı 80 milyar dolara çıkartan ve hedefi 100milyar dolar  hedefine çıkartan iktidar için , Türkiye  gerçek Türklerce  yönetilsin  diye.


insan  unut kan  olandır.sözlük manası. bizler çabuk unutuyoruz.  lütfen bu  iktidar gelmeden önceki  zamanları  bir  hatırlayın  ,yüzde kaçlardan  yüzde kaçlara geldiğimizi  ,hatırlayın,özelleştirmeleri bu  iktidar değil  90 sanlardan beri  devlet politikasıdır,iktidara gelenler  kayrımcılık yapılmasın,torpil olmasın,iktiara gelenler kurumlara kendi yandaşlarını  yerleştirmesin diye ,fazla kadro yerleştirilip devletin parası çarçur edilmesin diye,yapılan özelleştirilmelere karşı  çıkmak ,devletçilik değil devlete ihanetle eşanlamlıdır. Allahım  lütfen  bizi  bize düşürme. Allahım  lütfen senin  sevdiğin insanların yaşadığı ülke yap  Türkiyemizi.Allahım   lütfen  senin  sevdiğin insanlar  yönetsin  ülkemizi .


lütfen Akıl ver  lütfen  ayıktır bizleri   amin,amin,amin. 

Date: 09 July 2008, Wednesday
Comments (0) | Add Comment | More

Ademe secde













31.01.2007 19:16:51










Ademe Secde Edin.
bismihu

Allah insana melekleri ve cinleri ,secde ettirdi.diye anlatılınca şeytan ın yanıldığı gibi insanoğlu da yanılıyor.ben size bu olayı açıklamak istiyorum.lailaheillallah.ilah yok tanrı yok.yanlız ALLAH.var.Allah kendinden başkasına kimseyi kulluk yaptırmaz.yüce allah bu emri verince melekler hemen secde etti lakin şeytan secde etmedi.neden çünkü yaratılış bakımından ben ondan üstünüm diyordu.doğru söylüyordu cinler insanlardan üstün özelliklere sahiptirler.lakin olay da secde emri ademe değil ademe verilen halifelik yani vekalet.yani allahın ruhunadır adem gösterilerek .yüce allah ademi kıble yaptırıp kendisine secde ettirmişti.onun içinirki hak dinlerde insana emanet edilen canı yaşamı bitirmek büyük günahtır intihar etmek ,allahın emanetini kabul etmiyorum demektir.anlatabildiysem de anlatamadıysamda hakkınızı helal edin.   

Date: 09 July 2008, Wednesday
Comments (0) | Add Comment | More

ne oluyoruz





















Ne Oluyor Bize Ne Oluyor yeni NESİLE.
bismihu
İnsanız hepimiz (unutkan) uzaydan gelmedik geçmişi şan ve şerefle dolu dışardan hiç birgüç tarafından değil içerden bizden zannettiğimiz amma bizden olmayan ların yüzünden yıkılan ,yıkıldıkça yenisi dahada kuvvetli dünyaya hüküm süren bir ırkın torunlarıyız.isim perdedir ,dün osmanlıydık.ondanöncekigün selçuklu.buğun TÜRKİYE. adımız üzerinde TÜRK       İYİ        YE. bukadar güzel isim yaşayanlarda bir bizde var.ismimizin kıymetini bilelim hakkını verelim. ismimizde ne diyor Türk  iyi  ye helal ye adabınla ye iyi yeki iyi ol.iyiler mutlaka kazanır.neden böyle giriş yaptım çünkü ben küçükken amerikan filimlerinde gördüğüm sahneler ve bunlar yanlız filimlerde olur dediğim ,sahneleri şimdi hergün .hemde gerçekten hergün yaşadığımızı gördükçe bu satırları yazmayı kendime bir borç bildim. büyüklerimden allah razı olsun onların çekmiş oldukları yoklukları sefaleti çektirmediler bizlere bizler onlardan şanslıyız hemde çok.inşaallah bizim çocuklarımızda bizden razı olur.bu işin maddi boyutu.işin birde manevi boyutu var.ama... benim çocukluğumda çek yoktu.söz.senetti.bir imzayetiyordu. benim çocukluğumda aldığın verecek zamandda neyse öylece ödenirdi.tefecilik yoktu faiz yoktu.benim çocukluğumda birişe başlandımı toptancılar iş oturanakadar işyeri sahibine kolaylık tanırdı .işsahibide tokatlayıp kaçmazdı.ben çocukken.bir kötü alışkanlık siğara vardı,içmeye başlayanlar büyüdüğünü göstermek için siğaraya başlardı.ne kötü bir alışkanlıktı.allahım kurtar bizi.amma beterin beteri varmış.şimdi kimyasal uyuşturucular, haplar ,eroin,kokain.hepside in yerin dibine in der gibi.benim çocukluğumda hırsızlık yoktu şimdi hırsızlıkbikenara resmen eşkiyalık.adamsoyma kapkaçmış.benim çocukluğumda mahallenin namusu mahhallenin gençlerine emanet şimdi eşcinsellik.benim çocukluğumdabüyükler oturur küçükler ayakta giderdi.şimdi bakıyorum aynaya saçım sakalım beyazlamaya başlamış.demekki yaşlanmak böylebirşey demek.yarın ölecez.hernefis ölümü tadacaktır.diyor yaradan herşeyin sahibi olan hu(o)allah.dikkat edin ölecektir demiyor.ölümü tadacaktır diyor.yani.bize emanet adilen ruh sahibinin özelliğini taşıdığı için ölümsüz.yarın ruhlarımız din(hesap)günü herşeyin sahibinin huzurunda bizim bu dünyada yaşadıklarımızı biz insanız(unutkan) unutuyoruz lakin anne karnından itibaren bize emanet edilen saf ruh. biz ne öğrenirsek onu öğreniyor ,biz neye üzülürsek o ona üzülüyor biz neye sevinirsek o ona seviniyor. biz neyden zevk alırsak o ondan zevk alıyor,biz neye düşmanlık edersek o ona düşman oluyor.bizden bir farkla ruh unutmuyor.ölümü tadınca yani ruh bedenimizden ayrılıp bağımsız kalınca öğrenme yeteneği .bitiyor yani ruh bizimle öğreniyor.emaneti yetiştiren bizleriz .emanet sahibi yarın bize sorduğu zaman ben sana tertemiz saf emanet teslim ettim.sen emanetime sahibini bile öğretmemişsin  demesin.inşaallah.onun içindirki la ilahe illallah.(ilah yok allah var) yaşarken allahı mızı bilelim onun istediği kullarından olalım.buğün herangibi bir mağazadan bir eşya alırken yasal yanında garanti belgesi ve kullanma kılavuzu veriliyor insanların garanti belgesi annebabası(ebeveyinleri) kullanma kılavuzuda şuanda kuran,denen müslümanların kitabıdır.ve aracıya gerek yok şahıs anladığı kadar sorumludur.yeterki inkar etmesin.gerçekleri saklamasın...   sabırla bitirdiğiniz için allah razı olsun allah bizleri sizleri ümmeti muhammedi ülkemizi sevdiği kullarından etsin. allahım ruhlarımızın sana ulşmasını nasip et.inşaallah.amin amen amin.hakkınızı helal ediyorsanız oy verin lütfen. 

Date: 09 July 2008, Wednesday
Comments (0) | Add Comment | More

farkındamısın düşündüğünün ne olduğunu





















bismihu



sevgili kardeşim istemek insana ençok lazım olan fakat .insanın,ismekteki .istek becerksizliği.istemek düşüncede başlarmış.halbuki.nekadar basit .güzel şey düşün ve sen .sana verenin.farkına vararak.iste.yapman gereken.düşünmek.bukadar.dikkat edeceğin yanlızca bu ve yapmak istediğin .herneyse.yaparım diyebilmek.olumsuzluk.mazeret.düşünmemek.hade iste.nekadar basit.aliminşaallah.Rasûlullah (salla'llâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: -Lânet ettiğim altı kişi vardır ki, onlara ALLAH ve gelmiş geçmiş her Nebi ve Rasûl lanet etmiştir. Bunlar: ALLAH'ın kitabına ilave yapan, kaderi tasdik etmeyen, ALLAH'ın zelil kıldığı (günahkârları) yükseltmek, aziz kıldığı (sâlih) kulları alçaltmak için ceberut ile insanların başına musallat olan, Mekke hareminde yasak olanı işleyen, Ehl-i beytime zulm eden, bir de sünnetimi terk eden kişidir. (Tirmizi)...-Eğer bu, olmuş bitmiş bir mesele ise, amelin ne önemi var? diye sordular. Rasûlullah (salla'llâhu aleyhi ve sellem): "Zira, cennet ehli, sonunu cennetliklerin amelini işleyerek getirir. Cehennemlik olan kişi de, sonunda cehennemlilerin amelini işlemekle hayatını sona erdirir" dedi. Sonra elleri ile bir şey atar gibi bir hareket yaptı ve: "ALLAH, kullarının işini karara bağlamıştır: Bir kısmı cennette, bir kısmı da cehennemdedir!." buyurdu. İnsan görmez mi ki, biz onu meniden yarattık. Bir de bakıyorsun ki, apaçık düşman kesilmiş. Kendi yaratılışını unutarak bize karşı misal getirmeye kalkışıyor ve ‘Şu çürümüş kemikleri kim diriltecek?’ diyor. De ki: Onları ilk defa yaratmış olan diriltecek. Çünkü O, her türlü yaratmayı gayet iyi bilir.” (36 Yasin, 77-79). ilim çinde de olsa alın. insan: unutkan Ademoğlu:topraktan olan Din :hesap verme formülü. unutkan olduğumuz için ilme ölenekadar,kıymet verelim .gerçekleri unutmayalım inşaallah.Allahım ümmeti muhammedi .ülkemi senin sevdiğin kullarından eyle lütfen .amin.amen.amin.ruhlarımızı sana ulaştır.inşaallah.

Date: 09 July 2008, Wednesday
Comments (0) | Add Comment | More

yeni nesil













02.02.2007 19:07:40










YENİ NESİL GELECEĞİMİZ.
bismihu
kardeşlerim yaşadığınız zamanların kıymetini bilerek yaşayın benim gençliğimde orsun vers diyorduki ben gençlik ne demek biliyorum sen yaşlılığı yaşamadınki.güzelbir şarkıydı.esmervatandaştı söyleyen amerikalı.herneyse.kardeşler biliyorum bazılarınız büyümek istiyor biranevvel,kiminiz onsekiz olsamda reşit olsam kiminiz askere gitsem adam olsam ,kiminiz askerden gelsemde evlilik yapsam. kiminiz iş sahibi olsam. kiminiz şuraya gitsem..kiminiz dünyaya açılsam. hep istekler yaşadığın zamanı yaşamadan .yaşadığın anın kıymetini bilmeden yaşadığın ömrünün bu endeli çalarını vucud.olarak en enerjik çalarını en hızlı olduğun çaları yaşamadan yaşarken yaşadığının farkında olmadan açgözlükedip nasip olursa zaten yaşayacağın gelecek zamanı isteme.yin kardeşlerim...kardeşlerim. hızlı oluğunuz için bulunduğunuz zaman çok hızlı geçiyor,anlamıyorsunuz,10 sene 15 sene sonra  allah ömür verirse göreceksinizki.bir abi vardı söylemişti Bismihu sayfasında da bize masal gibi gelmişti.dersiniz? sizde sizden sonrakileri ayıktırır sınız.belki ben sizi bu satırlarla ayıktıramamışımdır.ama söylemek  zorundayım sakın bana kızmayın.akılverme para ver demeyin.para köpeğiniz olsun takın tasmayı peşinizden gelsin.sakın siz paranın köpeği olupta onun peşinden gidip insanlığınızı.gururunuzu.şerefinizi.ailenizi.ülkenizi.arkadaşlarınızı.paraya değişmeyin. kardeşlerim.lütfen büyük şeyler düşünün ufkunuzu kapatmayın açın düşünürken mazeret aklınıza getirmeyin.ben yapamam .olmaz engel çıkar diye düşünmeyin.düşünürseniz engel başlamadan biter düşündüğün.düşündüğünü mazeretsiz düşün.inan olacak.hele herşeyin sahibi allahı bilerek onun izniyle herşeyin olduğunun farkına vararak istemek.senden mutlusu yoktur inan.kardeşlerim sizler şimdi sıra bekliyen devletimizin yöneticileri .işadamları.sanatçıları. edebiyatçıları.bilimadamları.düşünürleri.kaşifleri.icatçıl arı.askerleri.polisleri.ihracatçıları.bankacıları. gelecek sizlersiniz  sizler kardeşlerim.özenmeyin .içki içenleri sigara içenleri.uyuşturucu kullananları.özenmeyin zampara lık yapıyorum diyenleri her tokmakçının bir tokmakçısı.vardır. unutmayın senin de annen var seninde bacın var seninde hanımın var.bir adam ağzına sahip olacak haram sokmamaya çalışacak kötü konuşmayacak.laf söyleyenekadar sana ayit söyledikten sonra sen lafa ayitsin.eline hakim olacaksın çalmıyacak o elin.yıkmayacak o elin.yakmıyacak o elin.beline sahip olacaksın harama uçkur çözmiyecek çözdürmeyeceksin. bak kardeşim çok hızlısın yorulmuyorsun sen.şimdiden geleceğini hazırla zaman enbüyük sermayen kıymetini bil. bilğiyi öğren.bilğiyi bilirsen  para kendi gelir. hakınızı helal edin. beklenen günler gelecekse yaşanan günlerde güzeldir .inşaallah. 

Date: 09 July 2008, Wednesday
Comments (0) | Add Comment | More

60ihtilali





















60 İHTİLALİ
bismihu
sevgili kardeşler geçen tv.de filimini izlerken aklıma takıldı yazayım dedim.heryerde duyamassınız. bu okuyacaklarınızı. lütfen birde bu yazıyı ,hafife almayın. ikinci cumhurbaşkanımız.rahmetli ismet inönü,gerçekten bu vatan için çalışan liderlerimizdendi.ülkemizi çokpartili siyasete o sokmuştur.istese sokmayabilirdide.neyse seçimler yapılmış (chp)muhalefet (ap) iktidar olmuş adaletpartisinin lideri adnan mendereste başbakanlığa başlamış.1950 yılında amerika önderliğinde nato kurulmuş. menderes natoya girmek için müracat etmiş. nasılki avrupabirliğine müracat etmemize ramen almamışlarsa o zaman da bizi natoya almamışlar.lakin ,güneykore .amerikan destekli ve kuzeykore çin destekli birbirine savaş açınca ülkemiz amerikan tarafına güneykoreyle birlikte savaşa katıldık ve gönderdiğimiz askerlerin çoğu orada şehit oldular.ve bu bedelden sonra bizi natoya aldılar.natoya girmek için uğraşan menderese natonun gizli sahibi amerika idam sehpasını hazırladığından haberide yoktu.ilkişolarak Türkordusunu nato standartlarına ulaştırmak için marşall yardımları yani amerikan kıredileri başlamış oldu.ve alınan bu kırediler derviş zamanındaki gibi şartlıydı aldığın borç parayı bile kendi isteiğin gibi değil onun istediği gibi kulanacaksın.zaten  hiçbirşey yok iğne bile yapacak teknolojin yok .yollar falan yapılıyor radyo yayğınlaştırılmaya çalışılıyor.neyse ilkseçiminüstüne adnan menderes ve (ap)adalet partisi ikinci seçimide kazanıyor. tekrar amerikaya gidiyor yeni anlaşmalar kırediler için lakin rahmetli inönü uyarıyor bu sefer menderesi .şartlı para alma bu borçlar geri ödenecek alt yapıya yatırma parayı fabrika yap geri dönüşü olsun.rahmetli menderes amerikalılardan yeni kırediler i şartsız almak istediğini  bildirince amerika yan çiziyor vermem bende diyor.mendereste bu sefer kızıp bir senmisin var olan benim komşum var ben sana geldim sen madem beni adam yerine koymuyorsun. bende komşuma giderim.dedi.ve dışişleri bakanını rusyayla görüşmeler için randövü almak için görevlendirdi.maliye bakanınada şartlı para anlaşmasını kabul etmemesini bildirdi.dışişleri randövileri ayarladı.menderesin rusyaya gitmesine bir hafta kala.askeri darbe yapıldı nato güdümünde.sonuç amerikaya posta koyan ilk seçilmiş başbakan,şartlıparayı almayan maliye bakanı ver rusyayla randevuları hazırlayan dışişleri bakanı asıldı.ben şahsen  .askerin darbe yapmasına karşı değilim. zaten biz ordudevletiz.ben amerikanın darbeyap deyince benim askerimin darbe yapmasına karşıyım. 

Date: 09 July 2008, Wednesday
Comments (0) | Add Comment | More

80 ihtilali





















80 İHTİLALİ
bismihu
aslında herşey zincirleme 1958yılında israil devleti kurulunca hıristiyan gözüken amma kurucuları ve yöneticileri çoğunlukla musevi olan amerika hıristiyanlarada pastadan pay vermek zorundaydı.pasta müslüman pastasıydı.60 ihtilali dünyada olanları takip etmemizi engelleyen bir perde olmuştu.rumlar da fırsat bu fırsat kıbrısta türklere elinden gelen bütün kötülükleri yapmaya başlaıkları zamandı iletişim şimdiki gibi değildi.ulaşımda.1970 e kadar kıbrısta bilerek veya bilmiyerek uyuduk.70 te adalet partisi başbakan süleyman demirel müdahaleden bahsedince 71 de nixson mektubuyla uyarıldık maçamız yemedi müdahaleye.tahaki bir şekilde necmettin erbakan chp.ile koalisyon ortağı olanakadar.birde zamanın genel kurmay başkan ALLAH rahmet eylesin yattığı yer cennet olsun SEMİH SANCAR velibyada italyanlara karşı yeni devrim yapmış bizim kuleli askeri lisesi mezunu libya devlet başkanı kaddafi.rahmetli eceviti unutmayalım.ama ona biraz kızğınım ateşkes saat 17de yürürlüğe girecekken o askerlerimizi saat 13.14.sıralarında durdutmuş kaçan yunan askeri de buğünkü noktayakadar geri gelmiştir.arkasından amerikan ambargosu.zaten yeterikadar yerli sanaicimiz mütahitimiz.işadamımız yok o dönemlerde sabancı bile yoktu siz hesabedin.kimlermi vardı tabiki ne mutlu Türküm diyenler vardı. neyse ecevit karaoğlan lakabını alıp tek başıma iktidar olayım diye yurtdışı seyaheti için isveçe giderken yerine vekaleten başbakan yarımcısı ve zamanın msp. başkanı necmettin erbakana vekalet vermiyerek koalisyonu bozdu.lakin devlet işlerinde devlet için değil şahsi için pilan yaparsan pilanların tutmaz çünkü bu milletin duasıyla bu devlet ayakta.ecevit tek parti ikdidarı beklerken hümetide kaybetti.ve çoklu koalisyonlar başladı.bu arada ambargonun etkisiyle ve bizdeki içimizdeki fırsatçılarında yardımıyla karaborsa ve yokluk başladı  .birde üstüne sacısın solcusun devrimcisin faşistsin koministsin. demokratsın.halk birbirleriyle çekişmeye başladı.arkasından da alevi sunni söylemlerle harmanlıyarak bu vatanın evlatları birbirlerini vurmaya başladı.o zaman kürtçülük falanda yoktu .sonra komşularımızdan iran 79 akadar şahlıkla yönetiliyordu ve şah amerikanın en has amlarındandı şahlıkla yönetilmesine rağmen amerikayla iran çok iyi dost ülkeydi.taki humeyni iranda cumhuriyete geçenekadar.iran islam cumhuriyeti kuruldu .cumhuriyet lafla kurulmaz altyapısını oluşturmak lazım,anayasa lazım,kurumlar lazım.kanunlar lazım.nasılki biz kurduğumuz zaman medeni kanunu isviçreden ceza kanununu italyadan askeri kanunlarıda amerikadan almışsak.iranda yeni kurduğu cumhuriyetin kanunlarını örnek alacağı tek müslüman cumhuriyet Türkiye Cumhuriyetiydi.türkiye örnek olmasın diye iranla yakınlaşmasın diye .seçimlere 6ay kala vede adaletpartiside cumhuriyet halkpartiside seçimlerde başarı sağlayamıyacağı belliyidi kamuoyu yoklamalarında erbakan.msp.iktidar olacak gözüküyordu.bir müslüman kimlikleri ağır basanhükümet ve birde islamcumhuriyetine yeni geçmiş bir iran.ve 12eylül 1980 ihtilali.gene amerikan emriyle.sıkıyönetim olmasına ramen hergün onlarca insan ölüyorken 13 eylülden sonra kimse ölmedi birden bıçakla kesilmiş gibi anarşi bitti.?ve siyasi yasaklar ve içimize kapanma dünyayla türkiye arasına bir perde daha.bu arada ırakta amerikan desteğiyle iktidarını güçlendiren saddam irana savaş açıyor.bölğenin abi devleti Türkiye ne akıl veriyor nede yapmayın kendinize gelin diye biliyor.iran tek başına 8sene yanlız ırakla değil ıraka destek veenlerlerlede savaşıyor.sonuç.ölen insanlar çöken ekonomi ve kaybolan yetişmiş insanlar.buğün iranda kınadığımız muti nikahının sebebie budur.savaşta erkekler ölünce ülke nüfus dağılımı bozulmuştur.kadınlar kızlar fazla erkek az.1990 lara gelince rusların politbiro sisteminin 2040 larda bozulacağı rusların türklere karşı azınlık konumuna düşeceğini ve aliyev gibi arkadan gelen türk asıllıların sovyet yönetimini ele geçireceğini hesap edince  türki cumhuriyetlerin bağımsızlığı kabul edildli.türkiyenin ihracatıda bu arada 27milyar dolarlarcıvarlarındaydı.türkiyenin önünü kesmek için ırak savaşı yani birinci körfez savaşı başlatıldı ve ihracat bozulmaya başladı.içtede belediyelerin bilinçsiz borçlanmaları ve yolsuzluklarla beraber faiz e alıştırılan halk çalışmayı bırakıp hazır yemeye başladı.sonra 96 gübrük birliği antlaşması. ve 1999 .2002 arasındaki ekonomik kıriz.veşimidi yaşadığımız son 5yıl.yazamadığım.nice olaylar bu arada ha amerika afganistana girmeden önce ziya ülhak suikasti. bizde olduğu gibi ordada amerikan emriyle darbe.şunu anlamıyorum.madem amerikayla bukadar kankayız.bir dediğini iki etmiyoruz. neden biz onlar gibi emir veren değilde barzaniden azar işitecek pozisyonlar yaşıyoruz.kandırılıyoruz mu. yoksa gerçekten bukadar çaresizmiyiz.allahım.ülkemi senin sevdiğin insanların yaşadığı ve yaşattığı. ülke yap. lütfen allahım.amin amen amin.

Date: 09 July 2008, Wednesday
Comments (0) | Add Comment | More

dün sağ sol bu gün terör





















DÜN SA SOL. BUGÜN TÜRK KÜRT AYRIMCILIĞI.
bismihu

sevgili kardeşim .kuranda yaradanımız.bizi uyarıyor.ben bir milleti kendini bozmadan  kötülerini iktidara idareci etmeden yok etmem diyor.neye layıksanız o şekilde yönetilirsiniz diyor.her şey. bize balı.biz yarınımızı şimdi yaptıklarımızla hazırlıyoruz.80 öncesi çok uzak değil lakin bir nesil değişti devletler için yakın tarih 25 yıldır. yeni nesil ortaya çıktığı için. kardeşler dün birbirimize düştüğümüz gibi bugünde birbirimize düşmeyelim.kim kiminle uğraşıyor kardeş kardeşle uğraşmasın. uğraşırsa o evde ne huzur olur nede refah. lütfen akıllı olalım.ne olursak olalım kendimizi nasıl tarif edersek edelim.ama İNSAN olalım. sen ben yapan bölücüdür bilelim. islamın ve alemlerin peygamberi veda hutbesinde insanların.etnik veya dini görüşlerinden birbirine düşmemesi için uyaruyor.siyahın beyaza beyazın siyaha üstünlüğü yok . diyor .  sanki insanların ırkçılık yüzündenbirbirlerini kıracağını görüyordu o zamanda . yanlış sakın yapmayın diyordu. hele bizim ülkemiz çok canı yandı nasıl olurda gene birbirimize düşeriz.ayıp olmazmı bize.amerikalıların bir atasözü var.beni birkere kandırırsan sana ayıp beni ikinci kez kandırırsan bana ayıp.ilk seferde insan olduğum için sana insan muamelesi yapıp güvenecem.amma ikinci seferde sana karşı uyanık olmadığım için aynı hatayı tekrarladığım için bana yazık .sen aptalsın akıllanmıyorsun diyor.işte oynanan senaryo dün sağcı solcuyu, buğün Türksün kürtsün.çeçensin.lazsın.abazasın.gürcüsün.arnavutsun.çerkezsin.kırosun.laiksin.laikdeğilsin.atatürkçüsün atatürkçüdeğilsin.dindarsin.yobazsın.yahudisin.rumsun.ermenisin.süryanisin.dürzisin.arapsın.farklılıklarımı


zın ,zenginliklerini yaşamadan .birbirimizde olmayan güzellikleri birbirimize gösterip öğretmeden birbirimizi artniyetsiz tanımadan birbirimizle yoldaş olmadan .birbirimizle düşman olmayalım.nifakçılar olacaktır.nifakçılara istedikleri fırsatı vermiyelim. biz bütün olalım. onlar çatlasın .hasetlerinden.  kardeşlerim birde ıraktaki komşularımız şuan ne yaptıklarını bilmiyor .bilenlerde öldürülüyor.allah kimseyi işgale uğratmasın.amerika yapacağını yaptı oradaki müslümanları nı şiisi sunnisi  ,kürdü ,türkmeni,arabı,birbirlerine girmiş vaziyetteler sorsan hepside müslüman.allahım ayıktır artık ümmetimuhammedi.ayıktır bizleri artık kendimize zarar veren insanlardan olmayalım.kardeşler son zamanlarda  ıraktaki kardeş kavgasına müslümanın müslümanla savaşmasına.ülkemizide bulaştırmak için tahrik bombaardımanı var.bilerek veya bilmeyerek.sahneye enson assolistler çıkar.ülkemiz ırak işgalinde ırakın komşusu olarak adamlık yapmış ırakın işgalinde rol almamıştır ıraklı kardeşlerimiz yarınlarda diyecekler türkiye kötü günlerimizde bize düşmanlık yapmadılar bize düştüğümüzde vurmadılar.gerçekten T ürkiye iy komşumuzmuş.ıraklılar yarınlarda bu gerçeği görecekler.bizi ıraka sokmak için yapılan operasyonlara .karşı uyanık olalım assolist olmayalım.adam gibi adam lider devlet örnek olunacak devlettir.büyük. elinde imkan olmasına rağmen bağışlayıp nasihat yapabilendir.büyüklük yakıp yıkmak değil. imar etmektir.büyüklük sevgidedir.büyüklük Allaha  mahsustur.unutmayalım.malsahibi mülk sahibi hani bunun ilksahibi. ne olursak olalım kardeş olalım.nifakçıları aramızda barındırmayalım.allahım kıyametekadar ülkemi senin sevdiğin insanların yaşadığı ülkelerden eyle inşaallah.amin amen amin. kardeşlerlütfen oyverinde manşete çıksın okumayanda okusun.bu son satırlar mevzumuzla alakalıdır okutun lütfen onun için oy verin. 

Date: 09 July 2008, Wednesday
Comments (0) | Add Comment | More

cuma





















bismihu


 


 


 


Sevgili kardeşim cuma' an güzel geçsin,işlerin iz bereketli,kalbiniz sevği seli ,ruhlarınız neşeli,mutluluk gölğeniz olsun.


unutma! ilkhakdin musevilikte özelgün  cumartesi,günümüzdede musevi kardeşlerimiz  özelgünlerinin öneminin farkında ,ve değerlendiriyorlar.havralarına gidip ibadetlerini yapıyor çıkarkende ödeyeceğini ödüyor,ve özelgününün hatrına çalışmıyorda.


ikincihakdin hırıstiyanlık  onlarında özelgünü pazar.hıristiyan kardeşlerimizde özelgünlerinin farkında ve değerlendiriyorlar kiliseye gidiyorlar.vazifelerini yapıyorlar.


üçüncü ve son hakdin islam.islam son din olmasına rağmen özelgünü islamın peygamberi ,pazartesi doğmasına rağmen  sondin olmasına rağmen özelgünü cuma olmuş.buradada mucize var! museviliğin özel günü cumartesinin de önüne geçiyor.


islama inananlarda cuma namazı için toplanıp bu özel gününün idrakiyle işlerini bırakıp,biraraya gelerek,bulundukları yerin eksikleri noksanları varmı,ihtiyacı olan.bir derdi olan.varmı ,haftanın muhasebesi ,yapılarak.birarada olmanın bereketiyle.birlikten kuvvet doğarı yaşayarak.nasipolacaksa bir sonraki haftaya başlamasıdır.cuma.cuma okadar özel gündürki,yaşayan anlar içhuzuru,mutluluğu.sevgili kardeşim hiç yaşamadınsa.buyur gel sende öğle ezanıyla cami.ye enyakın neresiyse ,buyur gel.cami bile özeldir bak  C :  Cebrail.   A :  Azrail .  M :   Mikail   İ :  İsrafil.    beşeri  alemi  yani yaşadığımız alemi allahın izniyle yönlendiren dört büyük melek in.başharfleridir cami.ve bu dört büyük melek museviler ,olsun,hıristiyan lar olsun bilinmekte ve kabul edilmektedir.buna rağmen islamın museviliği,ve hıristiyanlığı kabul etmesine rağmen bu iki hak dine inandıklarını söyleyenlerinin ve bu dinlerin temsilcilerinin,islamı kabul etmemesi  hiç değilse bu dört melekin.hatrına islamı tanımamaları.biz islamız.müslümanız.diyen bizlerin.islamı hakkıyla yaşayamamamız  ve örnek olacak şekilde davranmamamız nedeniyledir.bütün günlerin sahibi allahım.sen affet bizleri.nasip et cuma nın cemaat ından ,olmayı, amin. amen. amin.

Date: 09 July 2008, Wednesday
Comments (0) | Add Comment | More

önemli gerçek


KEHF Süresindegördüğüm hakkiat aşağıdadır lütfen okuyun... 























































































































































83. (Ey Muhammed!) Bir de sana Zülkarneyn hakkında soru soruyorlar. De ki: "Size ondan bir anı okuyacağım."
    84. Biz onu yeryüzünde kudret sahibi kıldık ve kendisine her konuda (amacına ulaşabileceği) bir yol verdik.
    85. O da (Batı'ya gitmek istedi ve) bir yol tuttu.
    86. Güneşin battığı yere varınca, onu siyah balçıklı bir su gözesinde batar (gibi) buldu. Orada (kâfir) bir kavim gördü. "Ey Zülkarneyn! Ya (onları) cezalandırırsın ya da haklarında iyilik yolunu tutarsın" dedik.
    87. Zülkarneyn, "Her kim zulmederse, biz onu cezalandıracağız. Sonra o Rabbine döndürülür. O da kendisini görülmedik bir azaba uğratır" dedi.
    88. "Her kim de iman eder ve salih amel işlerse ona mükafat olarak daha güzeli var. (Üstelik) ona emrimizden kolay olanı söyleyeceğiz."
    89. Sonra yine (doğuya doğru) bir yol tuttu.
    90. Güneşin doğduğu yere ulaşınca onu, kendileriyle güneş arasına örtü koymadığımız bir halk üzerine doğar buldu.
    91. İşte böyle. Şüphesiz biz onun yanındakileri ilmimizle kuşatmışızdır.
    92. Sonra yine bir yol tuttu.
    93. İki dağ arasına ulaşınca, bunların önünde, neredeyse hiçbir sözü anlamayan bir halk buldu.
    94. Dediler ki: "Ey Zülkarneyn! Ye'cüc ve Me'cüc (adlı kavimler) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktadırlar. Onlarla bizim aramıza bir engel yapman karşılığında sana bir vergi verelim mi?"
95. Zülkarneyn, "Rabbimin bana verdiği (imkan ve kudret, sizin vereceğiniz vergiden) daha hayırlıdır. Şimdi siz bana gücünüzle yardım edin de, sizinle onların arasına sağlam bir engel yapayım" dedi.
96. "Bana (yeterince) demir madeni getirin" dedi. İki yamacın arasındaki boşluğu (dağlarla) bir hizaya getirince "körükleyin!" dedi. Demiri eritip kor (gibi) yapınca da, "Bana erimiş bakır getirin, bunun üzerine boşaltayım" dedi.
97. Artık onu ne aşabildiler, ne de delebildiler.
98. Zülkarneyn, "Bu, Rabbimin bir rahmetidir. Rabbimin vaadi (kıyametin kopma vakti) gelince onu yerle bir eder. Rabbimin vaadi gerçektir" dedi.
  99. O gün biz onları bırakırız, dalga dalga birbirlerine karışırlar. Sonra sûra üfürülür de onları toptan bir araya getiririz.
    100, 101. O gün cehennemi; gözleri Zikr'ime (Kur'an'a) karşı perdeli olan ve onu dinleme zahmetine dahi katlanamayan kafirlerin karşısına (bütün dehşetiyle) dikeriz!
102. İnkar edenler, beni bırakıp da kullarımı dost edineceklerini mi sandılar? Biz cehennemi kâfirlere konak olarak hazırladık.
    103, 104. (Ey Muhammed!) De ki: "Amelce en çok ziyana uğrayan; iyi iş yaptıklarını sandıkları halde dünya hayatındaki çabaları kaybolup giden kimseleri size haber verelim mi?"
105. Onlar, Rab'lerinin âyetlerini ve O'na kavuşacaklarını inkar eden, böylece amelleri boşa çıkan, o yüzden de kıyamet gününde amelleri için bir terazi kurmayacağımız kimselerdir.
106. İşte böyle. İnkar etmeleri, âyetlerimi ve Peygamberlerimi alay konusu yapmaları yüzünden onların cezası cehennemdir.
107, 108. Şüphesiz, inanıp yararlı işler yapanlara gelince onlar için, içlerinde ebedi kalacakları Firdevs cennetleri bir konaktır. Oradan ayrılmak istemezler.
109. De ki: "Rabbimin sözlerini yazmak için denizler mürekkep olsa ve bir o kadar da ilave etsek (denizlere deniz katsak); Rabbimin sözleri tükenmeden önce denizler tükenirdi."
    110. De ki: "Ben de ancak sizin gibi bir insanım, (Ne var ki) bana, ‘Sizin ilah'ınız ancak bir tek ilâhtır" diye vahyolunuyor. Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa yararlı bir iş yapsın ve Rabbine ibadette kimseyi ortak koşmasın."
Diyanetin kuran mealidir. 86 . ayette ben karablçıktan petrolü anlıyorum buradaki halkıda amerika birleşik devletleri olarak yorumluyorum. 90 .ayette güneşe karşı sipersiz den kasıt orada yaşayanların japonya olsun çinolsun çoğunluğun.üçhakdinede inanmayanların yaşadıklarını güneştenkasıt cehennemlik olduklarını anlıyorum. 93.ayetten 99.ayetekadar da anladığım. burada iki dağa arasına demir getirin demesi avrupa birliği demirçelikantlaşmasıyla kurulmaya başlandı.sınırlar yani kesin katılan üyeler belli olduktan sonra bakırdan kasıt.iletişim birliği salanacak birlik tamamlanmış olacak.böylece dünyadaki ensüper güç avrupabirliği olacak.102.ayet te yüce ALLAH beni bırakıpta kullarımımı dost edindilerden anladığım.devletler yasalarını anayasalarını insanhaklarını referans alarak yapacaklarını.yani allahın yasakladıkları fiillericezalandırmaktan vazgeçip örnek.eşcinsellik.lutkavmi yok edilmiş.yasaların  insanhakları adına evlenmelerine izin vermesi.gibi.vb. arkadaşlar bu anladıklarım ve size yazdıklarım.benim yorumumdur.doğrusunu allahbilir.ve kesin böyle söylüyor demiyorum.bu yorumum dünyevi olarak dünyada olacakların .kuran ın mucize olduğuna dair.bir ispatı olduğunun kanıtı olsun diye yazıyorum.allahım eksiklerim için affet bağışla. allahım senin sevdiğin kullarından eyle bizi amin amen amin. 

Date: 09 July 2008, Wednesday
Comments (0) | Add Comment | More

çet odalarından yatak odalarına





















!
bismihu


 


sevgili kardeşlerim .yeni yeni yaygınlaşan ve evlerimizede girmeye .nerdeyse bizimle dışarısı nı bir odaya getiren internet.beraberinde  olmasını istemediğimiz  ,olaylarıda ortaya çıkartmakta .yeni  nesilin vaktinden  önce öğrenmesi gereken  leri ,öğrenmesine  sebep olmaktadır.


     bu internetin bir yüzü  hem iyi .hem çokta iyi biryüzü ,birde madalyonun öteki yüzü var.normalde  çocuklarımızı  yanında biz olsakta ,götüremiyeceklerimiz yerlere.internetle gidebilinmekte.gerçek hayatta şu,şu,şunlardan uzakdur.diyeceğin insanlar.malesef sanal, amma' gerçek alem olan ,internette yavrularımızın,karşısına,türlü  maskeler,takarak  çıkabilmektedirler. birde anında görüntülü yayında devreye girince.kamera  kontrolü bende .neolacakki.rahatlığı,sonu istenmeyen ,ve pişmanlıkla neticelenecek.olayların olabileceği bir ortam yeni nesil için.kontrolsüz.internet.


bizleri eniyi kim bilir? tabiki  bizleri  yaratan vareden bilir. yaratan  ne diyor. namahrem erkek,ve bayanlar,üçüncü kimse  olmadan  başbaşa  yanlız kalmasınlar diyor.sebebi malum.arızası yoksa  kişnin ,sonu  ,ateş ile barut eşittir  infilak.yani  parçalanan kişilikler,dağılan özgüven.ve bozulacak nesil.


bendiyorumki veliler.çocuklarımızı,nasılsa evde birşey olmaz demiyelim.çocuklarımızı,internettede takip edelim ve uyaralım.sanalalemde prens,ve prenses, ararken şeytanlarla arkadaşlık ettirmeyelim.

Date: 09 July 2008, Wednesday
Comments (0) | Add Comment | More

falcılarmı





















FALCILAR mı? RANTÇILARMI;?
bismihu
insanoğlu ademden beri bu dünyada bilinçli düzenli yaşama başlamış.devrin in şartlarına göre uyarılmış yapması ve yapmaması gerekenler.hazretiademden itibaren  insanlara bildirilmiştir. insanların birkılavuzu olmuş muhakkak.ilkçaglardan itibaren gelen kullanma kılavuzları ,nesillerin  çoğalması ve toplanan bilğilerin gelecek kuşaklara sağlıklı birşekilde saklanamaması yüzünden.insanoğlunun gelişimi yavaş olmuştur.birde bilği dünya nimetlerini elegeçirmek isteyen paylaşmasını bilmeyenlerin eline geçince.çoğunluk gerçek bilgiden mahrum,kulaktan duymalarla,yetiştirildikleribilğiyle,gelenekvegöreneklerleriyle yalan yanlış bilğiyle yaşamlarını sürdürmek zorunda kalmışlardır.tahaki hazreti süleymanakadar hazretisüleymana zebur kılavuzu indirilmiş lakin ondansonrakiler zeburdaki bilğileri halka olduğu gibi açıklamamış insanları bilğiden mahrum bırakmış lardır,zamanın dinadamları tarafından.ve gelecekte olacak olaylarla ilğili bilğilerin verildiği sahifeler.tabletler.parşomenler.deriler.her neyse.saklanmış ve nereden biliyorsun denince yıldızlara baktım. falbaktım. yalanları uydurulmuş zaman geçip nesiller değiştikçede orjinal zebur kaybolmuştur. daha sonra hazreti musa ve hazreti harunla beraber tevrat klavuzu gelmiştir.tevrat ta ademoğlunun dünyada da cennethayatı gibi yaşanacağı bilğisi vardı.lakin ademoğlu dünyada cennette yaşargibi yaşamaya öyle dalmışlarki zaman geçtikçe nesiller değiştikçe.ademoğlu ahireti unutur yanlız dünya var zannına düşmüştür.yaradan bunun üzerine ahireti insanlara tekrar hatırlatmak için doğumu dahi mucize olan hazreti isa ve incil klavuzunu göndermiştir. lakin adem oğlu hazreti isayı ve sözlerini tam anlamamış dünya bu sefer unutulmuş evlenmekten vazgeçilmiş.dünyahayatından kopmak için manastırlar kurulmuş.yaradanla ademoğlu arasına başkabirademoğlu girmeye cesaret etmiş.hazreti yahya .BEN BENDEN SONRA GELECEK OLANIN AYAKKABISININ I BAĞLAYACAK KADAR ÖNEMLİ DEĞİLİM diyecekkadar mütevazi ve ondan sonra gelecek olan  isayı müjdeliyor.isa aleyhisselamda.2 Yuhanna, Tanri'nin sözüne ve Isa Mesih'in tanikligina -gördügü her seye- taniklik etmektedir.

3 Bu peygamberlik sözlerini okuyana, burada yazilanlari dinleyip yerine getirene ne mutlu! Çünkü beklenen zaman yakindir.


4 Ben Yuhanna'dan, Asya Ili'ndeki* yedi kiliseye* selam! Var olan, var olmus ve gelecek olandan, O'nun tahtinin önünde bulunan yedi ruhtan ve ölüler arasindan ilk dogan, dünya krallarina egemen olan güvenilir tanik Isa Mesih'ten sizlere lütuf ve esenlik olsun. Yücelik ve güç sonsuzlara dek, bizi seven, kaniyla bizi günahlarimizdan özgür kilmis ve bizi bir krallik haline getirip Babasi Tanri'nin hizmetinde kâhinler* yapmis olan Mesih'in olsun! Amin. hazreti .isa kendisinden sonra gelecek olan. hazreti muhammedi. yani .barnabas incilinde açıklanmış.malesef bu incil heryere bulunmuyor.hz.isa

 AHMED i anlatmasına rağmen bilğiler tekrar saklanmış, gene dünya menfaati için ademoğulları gerçek bilğiye hasret yaşamıştır.taki  hazreti Muhammed ve KURAN gelenekadar. bu son klavuz yaradanın dediği gibi onu ben indirdim kıyametekadar onu koruyup koruyacak olan benim.bu biğiler orjinaldir bu bilğiler kıyametekadar geçerli bilğilerdir ve  hem hiç ölmiyecek gibi dünya için yarın ölecekmiş gibi ahiret için bilğiler mevcudtur.ve yaradanla ademoğlu arasına kimsenin giremiyeceğide bu klavuzda açıklanmıştır.   buğün dünyada geçerli olan bu klavuzlardan  hazreti musayı rehber edinenler .musadan sonrakileri kabul etmiyor. hemde annesi babası yahudi olmayan istesede yahudi olamaz diyor.allahım ıslahet. hazreti isayı rehber edinenlerde hazreti musayı ve öncekileri kabul ediyor fakat hazreti isanın açıkladığı  ahmed i ve kuranı kabul etmiyorlar ,yahudiler  ve  hıristiyanlar  bu davranışlarıyla ademoğlunun gerçekbilğiye ulaşılmasına mani oluyorlar.ademoğlunu   önyarğılı yetişmesine sebep oluyorlar.bunun sonucuda dünyada bölünmüşlük ve savaşlar barışın ve kardeşliğin önüne geçiyor.sebepmi tabiki.geçici dünya menfaati.vay o  ahiretini paraya satanlar.     

Date: 09 July 2008, Wednesday
Comments (0) | Add Comment | More

fidan birlikleri


   sayın paşalarım.

sayın büyüklerim. sizlerden isteğim.nasılki özelkuvvetlerbirliği kurdunuz.nasılki 99depreminden sonra doğalafetler arama kurtarma birliği kurdunuz. bende sizlerden FİDAN Birliği kurmanızı .önemle arz ediyorum.


ülkemiz malumunuz çöllenmeyle karşıkarşıya her yıl nüfusumuz artıyor bunakarşı ormanlarımız yok oluyor birşekilde .ayrıca belediyelerimiz olsun karayollarımız olsun. çevre veya park bahçe ,düzenlemeleri için fidan alımları için korkunç paralar ,harcanmaktadır.devletimizin kasasından.en  son öğrendiğim istanbulda laleler için bile korkunç para ayrılmıştır. bünyenizde kurduracağınız ,fidan birliklerinde mümkünse bütün kuvvetkomutanlıklarında kurulsun.bölgenin şartlarına göre hem çevre için hemde memleketimizin ekonomisine katkı sağlıyacak fidanlar  yetiştirilsin. ve her askerliğini yapan her ay için bir ağaç fidanı dikmek mecburiyeti getirilsin.sayın komutanlarım.size bu önerim sakın basit.gelmesin çok ciddi bir konudur bu.' bu birliklerde ayrıca bilinçli çifçilik dersleride verilerek teskereden sonra köy çocuklarımız ziraat tahsilide yapmış olurlar.hemde silah kullanması sorunlu askerler içinde tedavi edici görevlendirmede yapılmış olur.bu yazımın size ulaşmasını ve sizlerin değerli komutanlarım.gereğini yapacağınızı bekliyorum.sayğı ve sevgilerimle sayın komutanlarım.   


NOT.: Bu yazı komutanlarıma ulaşmazise miti.jitemi.ve ismini bilmediğim istihbarat birliklerimin, görevlerini yapmadıkları için cezalanırılmalarınıda talep edeceğimi arz ederim.











 

 








Bir müslümanın diktiği ağaçtan veya ektiği ekinden insan, hayvan ve kuşların yedikleri şeyler, o müslüman için birer sadakadır.


Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Müsâkât, 7, 10.

 

Date: 09 July 2008, Wednesday
Comments (0) | Add Comment | More

sabır isteme kaybedersin


sevgili  kardeşim  dua  ederken  allahım  sabır ver  veya yasabır diye zikir çekenleri   görünce bu satırları yazmak  zorunda hissettim  kendimi.  Sabır  kelime anlamıyla türkçe mizde karşılığı.üzücü durumlar karşısında  ses çıkarmadan onların geçmesini bekleme erdemi,tahammül. yani kişi sabır isterken  aslında dertsiz başına ,dert istemektedir farkında olmadan.yani istediğin sabrın ortaya çıkması  için.başına bir kötü olay gelecekki istediğin sabrı yaşayasın. onun için lütfen sabır istemeyin.unutma  sabır istersen üzüleceğin bir hadise istiyorsun demektir. allahım bizleri ıslah et. allahım,bizleri senin sevdiğin.kullarından et. allahım.ruhlarımızın sana ulaşmasını  nasip et.amin amen amin.inşaallah

Date: 09 July 2008, Wednesday
Comments (1) | Add Comment | More

hitler museviydi













18.02.2007 02:34:51










Hitler Museviydi.
bismihu

 


 


1889_1945 yılları arasında yaşamış avusturya asıllı 1913 yılında almanyaya yerleşen.1919 yılında .drexler tarafından yeni kurulan  alman işçi partisine girdi,ve parti propağando sorumlusu yapıldı.biryıl sonra işçi partisinin ismi,nasyonal sosyalist alman işçipartisi(nazi partisi) olarak değiştirildi.


kurduğu(sa)teşkilatlarıyla neden sa.siyonizimi bilenler bilir.şifrecilik kabaladan gelen bir kültürdür.yok olmaz. 1921 yılında sınırsız yetki ile parti başkanlığına getirilmiştir. 1932 yılında almanya cumhurbaşkanlığı seçimine katılır fakat seçilemez. 1933 seçimlerinde partisi ikinci parti olur ve almancumhurbaşkanı tarafından ocak1933 te şansölye ünvanı aldı. (bizdeki karşılığı başbakanlık)2ağustos1934 te almanyacumhurbaşkanı ölünce(hindenburg)hitler şansölyelik ve cumhurbaşkanlığı görevini  birleştirdi  ve reischführer adıyla göreve başladı.halkoylamasında / 88  oy alarak bunu onaylattı.bundansonra  ss.ler istihbarat  örgütü (gestapo) tam faal hale getirdi. nürenberg yasalarıyla yahudilerin yahudi olmayanlarla evlenmelirini yasakladı.yahudilik bozulmasın diye.daha sonra yahudilere filistine gidin toprak alın baskıları yapılmaya başlandı fakat hiçbir zaman işçi olmayan hep yönetici olan yahudiler ,ozamanın burjuva, yaşantısının olduğu  avrupayı bırakıp çöle gidip toprakalmak çölde yerleşmek fikrini kabul etmediler .fakat tevrat inancına göre vatansız olan yahudilerin nilden fırat nehri arası toprakların onların olduğu kudüsün başkentleri olduğu öğretisiyle yetişen yahudilerin,bunu fiiliyata geçirmek için zamanın ve ortamın oluşması gerekiyordu.osmanlı filistinden çekilmiş.ama avrupadaki yahudilerde filistine gitmiyordu 1939 yılında hitler ikinci dünya savaşını başlatarak.esir kamplarında insanları seçmiştir.gücü olanlar filistine gönderilmiştir toprak almaya.çok parası olanlar .parası olanın ,haliyle nüfusuda olur.amerikaya kaçmış.daha az parası  olanlar rusyaya  kaçmış parası olmayanlar esir kamplarında seçilmişlerdir.bu zaman zarfında ,başka bir yahudi olan albert einstein .atom bombasını bulmuş.alman vatandaşı olmasına rağmen. tevrattaki vadedilen toprakların nil nehrinden fırat nehri arası.buğün israil bayrağındaki iki mavi çizginin .manasıdır bu.yıldızda insanı temsileder.atombombasını amerikaya verir ve karşılığında 1958 yılında israil.devleti kurulur.buğün günümüzde ortadoğuda barışın gelmemesinin tek sebebi budur.çünkü pilanları tam olarak olmamıştır.filistin yahudiler için bir adımdır.nihayi hedefleri dünya bizim .amma nilden fıratakadar olan yerler evimizdir.lakin unuttukları bir şey var yahudilerin.onların pilanlarından üstün .Allaahın pilanı da var.ülkemizi son zamanlarda ıraka sokmak için,yoğun senaryolar.üretilmektedir.sebep fırattır.buradaki halkları birbirine düşürüp.yahudi aklınca .saddamı 91de kuveyte sokturduğu gibi ülkemizide ıraka ,sokturma tezğahı peşindedir.halklar düşman olsun.yarınlarda yanyana gelmesin.birbirlerine omuz vermesin diyedir.son oynanan oyun.untmayalım .yarınlarımızı buğün yaptıklarımızla kuruyoruz. amerikayla amerikan topraklarında savaşma .dikkatet eylem demiyorum.savaşma gücün yoksa savaşman .sarıkamışta 90bin askerini mermi atmadan öldürmekle aynıdır.yalandan erkeklik yapılmaz. kuranda hazreti süleymanla sebe melikesi ,arasında .geçen.diyaloğ.ülkemiz in ırak politikası için bir ,kılavuz.olacağını.hatırlatmak isterim.allahım.utandırma bizleri.allahım.senin sevdiğin kullarının yaşadığı ülke et ülkemizi.Türkiyemizi.amin.amen.amin.

Date: 09 July 2008, Wednesday
Comments (0) | Add Comment | More

Necmeddin Erbakan







Prof. Dr. Erbakan






ERBAKAN'IN SOYU

Necmettin Erbakan Kozanoğulları soyundandır. 1800'lü yılların son döneminde Adana'nın Kozan ve Saimbeyli bölgelerinde asırlarca hüküm süren Kozanoğulları Beyliği'nden gelip İstanbul'a yerleşen ve Sultan Abdülhamid'e yakınlığı ile bilinen Hüseyin Bey'in torunudur.

Dolayısıyla "Necmettin Erbakan Türkiye'nin "Saraylılar" diye adlandırılan bir ailesinden geliyor. Baba tarafı 19. yüzyıl sonlarında Adana'nın Kozan ve Saimbeyli bölgelerinde hüküm süren Kozanoğullarından. Dedesi Kozanoğlu Hüseyin Bey, İkinci Abdülhamit döneminde saraya yakınlığı ve bağlılığıyla tanınan bir zattır."

İşte Erbakan bu zatın oğlu Mehmet Sabri Bey'in oğludur. Annesi Kamer Hanım'dır. "Kamer Hanım ise Sinoplu Kale Kumandanı Binbaşı Halil Bey'in torunudur."

Erbakan'ın dedesi Hüseyin Bey, oğlu Mehmet Sabri Bey'e hukuk tahsili yaptırır. Mehmet Sabri Bey hukuk mektebini bitirdikten sonra ilk görev olarak Erzurum İstinaf Mahkemesi Savcılığı'na tayin edilir. "Erzurumlular bu beyefendiyi çok severler ve tanınmış ailelerden Korukçuların kızı Sabriye Hanımla evlendirirler."

"Savcı Mehmet Sabri Bey'in ve Sabire Hanımefendinin Nizamettin ve Selahattin isimli iki çocukları dünyaya gelir."

Birinci Dünya Savaşı sonunda Ruslar'ın Erzurum'u işgali sebebiyle zorunlu bir göç başlar. İşte bu korkunç şartlar içerisinde yapılan göç sırasında Sabire Hanım yolda vefat eder. Böylece bu mutluluk bozulur.

Arkasından Ağır Ceza Reisi olarak Sinop'a tayin edilen Mehmet Sabri Bey bu sefer Sinoplu Kamer Hanımla evlenir.

Kozanoğulları daha sonraları Nazırzade oldular. Yani Bakanlık payesine erişmiş oldular. İşte bu yüzden 1934 senesinde Soyadı Kanunu çıktığında herkes soyisim ararken Nazırzadeler Erbakan soyadını aldılar.

Böylece Necmettin de Erbakan soyadını almış oluyordu.


ERBAKAN'IN DOĞUMU

Erbakan, Anadolu'nun kuzeye doğru en çok ilerleyen ve ince Burun ile sona eren kara çıkıntısına doğudan birleşen küçük bir yarım adanın yüksekliği az olan berzah kesiminde kurulmuş ve 1924 yılında vilayet yapılan Sinop ilinde dünyaya geldi.

Babası Mehmet Sabri Bey, Cumhuriyet'in üçüncü yılının kutlandığı 29 Ekim 1926'da dünyaya gelen oğluna "Dinin Yıldızı" anlamına gelen Necmettin adını koydu.

Erbakan, anne (Kamer Hanım'ın) ve babası (Mehmet Sabri Bey'in)nın üçüncü çocuğudur. Abilerinden Nizamettin Erbakan cildiye doktoru, Selahattin Erbakan göz doktorudur. Küçük kardeşlerinden Kemalettin Erbakan diş doktoru, Atife (kız kardeşi) eczacı ve Ak-gün Erbakan ise mühendistir.

Bu, Erbakan ailesinin tüm fertlerinin akademik seviyede bilgili ve kültürlü olduğunu gösteriyor.

29 Ekim 1926'da Kamer Hanım'ın dünyaya getirdiği çocuk, yuvarlak yüzlü nurtopu gibi idi. Bu çocuk, istikbalde hangi ilklere imza atacağını, neler kuracağını, neler yapacağını, nelerle karşılaşacağını, devlet adamı olup olamayacağını, hangi şeyi dava edineceğini, kimin rızasını kazanmak için uğraşacağını, ne ile suçlanacağını, hangi şeyi dava edineceğini, kimin rızasını kazanmak için uğraşacağını, milyonların gönlünde nasıl taht kuracağını kimse bilmiyordu. Annesi Kamer Hanım da bilmiyordu.

Dindar bir şilenin çocuğu olan Necmettin Erbakan, temel ahlaki eğitimini ve sağlam aile terbiyesini anne ve babasından aldı.

"Dinin Yıldızı" 29 Ekim 1926'da Türkiye'de doğmuştu artık. Karanlıkta kalan nice meseleleri, bilinmeyenleri aydınlatacaktı. Onu söndürmek için, ışığının önüne geçmek için nice kimseler ne entrikalar çevireceklerdi...!


İLKOKUL

Erbakan 1937 yılında İstanbul taşındı. Babası Mehmet Sabri Bey'in niyeti, oğlu Necmettin Erbakan'ı o yıllarda Almanya'nın dünya'da giderek artan prestiji nedeniyle Alman Lisesi'ne kaydettirmekti. Ancak bu okuldaki öğrenim süresi hazırlık sınıfıyla birlikte yedi yıl olduğundan Alman Lisesi yerine İstanbul Erkek Lisesi'ni tercih etti.

Okulda hep takdirle geçmenin yanı sıra sıfırcı Avni olarak ün yapan fizik öğretmeni rahmetli Avni Ku-ren'den 10 puan almayı başaran ilk öğrenci Necmettin Erbakan oldu.

Erbakan öğretmenlerinden öğrendiği tarifleri noksansız ve fazlasız anlatırdı. Bu sebeple bütün öğretmenlerin ilgisini çekerdi. Bir gün okula yeni tayin edilen bir öğretmen öğrencilere bir tarif sormuş. Bu soruya en mükemmel cevabı Erbakan vermiş. Dersten sonra öğretmenler odasında Erbakan'ın zekasından bahseden bu öğretmene diğer öğretmenler gülmüşler.

"Niçin gülüyorsunuz?" diye sormuş. Öğretmenler de "okula yeni geldiğiniz belli" diye cevap vermişler.

ERBAKAN LİSEYİ BİRİNCİLİKLE BİTİRİYOR

Erbakan okul derslerinde gösterdiği üstün başarılarla lise tahsilini devam ettirdi. Sonunda lise hayatını okulu birincilikle bitirerek noktaladı.

İlk üç dereceyi paylaştığı arkadaşları belki girememek ihtimalini düşünerek İstanbul Teknik Üniversite-si'nin yanısıra başka fakültelere de kayıt olmuşlardı. Oysa Erbakan sadece İstanbul Teknik Üniversitesi'ne başvurdu.

O dönemlerde liseyi birincilikle bitirenler İstanbul Teknik Üniversitesine imtihansız giriyorlardı. Erbakan bu imkanı reddetti. Daha sonra girdiği imtihanda gösterdiği üstün başarı nedeniyle İstanbul Teknik Üniversitesinin ikinci sınıfından okumaya başladı.

Böylece Erbakan öğrencilik yıllarında bir ilke imza atmış oldu.


ERBAKAN ÜNİVERSİTEYİ DE BİRİNCİLİKLE BİTİRİYOR

Erbakan liseyi birincilikle bitirdikten ve üniversite imtihanlarında gösterdiği üstün başarından sonra İstanbul Teknik Üniversitesi ikinci sınıfında okumaya başladı. İlkokul, ortaokul ve lisede gösterdiği üstün başarıyı üniversite hayatında da katlayarak devam ettirdi. Özellikle matematik derslerinde gösterdiği üstün başarıdan dolayı arkadaşları ona "YARIM DÜNYA" ve "DERYA" diye isim takmışlardı."


OKUL ALBÜMÜNDE ERBAKAN

"Necmettin Erbakan, Toylardandır, dindardır, çalışkandır. Hayatının yarısını namaz, yarısını da projeler işgal eder. Sınıfının yarısını kendisi, yarsını da arkadaşları işgal eder. Proje ve raporları geniş izahlıdır. Herkesin bir sayfada bitirdiği konuyu, o kırk sayfada hülasa eder.

Kendisine civata nedir diye sorarsanız, izaha demir filizlerinin naklinden başlar. O kadar uzun anlatır ki nihayet namaz vakti gelir, gider namazını kılar, gelir ve kaldığı yerden anlatmaya devam eder."


OKUL ALBÜMÜ ILE İLGİLİ KENDİSİ ŞÖYLE DİYOR

Okul yıllığının başındaki "TOY" kelimesini arkadaşlarımız İstanbul Teknik Üniversitesi ikinci sınıfa gidenler için kullanırlardı. Ben üniversiteye ikinci sınıftan başladığım için banada aynı ifadeyi tabir etmişlerdi.


ALMANYA'LI BİLİM ADAMI ÜSTÜN BAŞARISI SONUCU İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ’NİN ALMANYA’YA GÖNDERDİĞİ ERBAKAN'I ANLATIYOR

'Sayın Erbakan çok girişimci bir insan.Te-mel niteliği hem dizel hem benzinli motorlarda yanan bir yakıt geliştirmekti. Ya da öyle bir motor geliştirmekti ki her iki yakıtla da kullanılabilsin. Onun özelliklerine gelince, Ekim 1951 yılında Üniversitemize geldi, odama girdi yanımdaki boş masaya oturdu. Bizi tanıştırdılar. Bu Bay Galler çok yardımcı olacak dediler.

Ama benim yardımıma hiç gerek yoktu. Kendini hemen işe adapte etti. Hem deneysel hem teorik olarak çok büyük bir projeye başladı. Bir buçuk yıl içinde bu projeyi hayran olacak şekilde tamamladı. Bütün problemleri çözdü. Ama onun bunların yanında çok başka özellikleri de vardı. Çok düşünceli çok sevecen bir insandı. Öyle diyebilirim ki ilk geldiği günden beri aramızda bir sempati oluştu. Ona çok çabuk ısındım. Beraberce sadaterel konular üzerine de konuştuk. Her şeyden önce bana İstanbul'u sevdiren, İstanbul 'dan zevk almamı sağlayan insandır. Onu dinamik bir insan olarak tanıdım. Sempatik bir çalışma arkadaşı ve çok iyi bir dost."
Prof.Dr.Josef Geller


ERBAKAN ALMANYA'DAN TÜRKIYE'YE DÖNÜYOR

Kendi sanayimizi kurmalı, batıya muhtaç olmamalıyız düşüncesiyle yaşayan Erbakan Almanya'nın nasıl kalkındığını bizzat yaşayarak gördü. Bu büyük sanayi imparatorluğuyla karşılaşınca gözleri kamaştı, heyecanlandı. ”Almanya milli sanayini kurar da Türkiye millî sanayisini kuramaz mı “diyerek Almanya'yı bırakıp 1953 yılında Türkiye'ye İstanbul Teknik Üniversitesi'ndeki görevine döndü." Bu görevi esnasında Türkiye'nin sanayileşmesinde en önemli rol oynayacak olan öğrencileri yetiştirmeye çalıştı.

Erbakan'ın doçent olarak öğrenci yetiştirmeye çalıştığı Motorlar Kürsüsü'ndeki bu görevi 1954 yılına kadar devam etti.

Aynı yıl onsekiz ay sürecek yedek subaylık için İstanbul Kağıthane'deki İstihkam Okulu'nda askerlik görevine başlamak için öğretim üyeliği görevinden ayrıldı.


ERBAKAN KENDI ÜLKESİNDE FABRİKA KURUYOR

Almanya'dan büyük bir aşk, şevk, azim ve heyecanla Türkiye'ye dönen Erbakan, l Temmuz 1956 yılında 200 ortak toplayarak Konya'da Gümüş Motor Fabrikası'nı kurdu. Böylece düşlerini hayata geçirme olanağını yakaladı. Tarımsal sulamada kullanılan 5-15 beygir gücünde motor ve pompaları üretmek üzere kurduğu bu fabrikanın açılışına ilim ve irfan sahibi olan ve Türkiye'nin sanayileşmesini çok arzulayıp tavsiye eden Mehmet Zahit Kotku Efendi de katıldı.

Büyük yankılarla ve ihtişamla açılan Gümüş Motor Fabrikası çok uzun ömürlü olmadı. Erbakan'ın yönetimindeki Fabrika iki yıl sonra büyük bir mali krize girerek batma noktasına geldi. Bunun üzerine en büyük hissedar olan Şeker Şirketi fabrikaya el koydu.

Erbakan'ın kurduğu Gümüş Motor Fabrikası, bugün Pancar Motor adı altında çalışan fabrikanın oluşumunu başlattı.

Görülüyor ki Erbakan hayalci değil icraatçı bir lider.

Bu yıllarda Gümüş Motor Fabrikası'nda çalışan bir usta şöyle anlatıyor.


GÜMÜŞ MOTOR USTASI ANLATIYOR

“Necmettin Erbakan Bey’in insana vermiş olduğu değer, ikna edici bir mahiyet taşır,"Coşkun Tezcan


TÜRKİYE'DE İLK YERLİ OTOMOBİL YAPAN ERBAKAN'DIR

Erbakan'ın 1956 yılında kurduğu Gümüş Motor Fabrikası'nda 850 işçi çalışmakta idi. Yılda yüzde yüz yerli 5000 dizel motoru yapılıyordu. Erbakan 1963 yılma kadar üniversiteden izinle ayrılmış fabrikanın genel müdürlük ve idare meclisi reisliğini devam ettirmekte idi. Bu genç bilim adamı her şeye rağmen Gümüş Motor'un devam etmesini, hatta Gümüş Motor'un yerli araba üretmesini istiyordu."

1960 yılında, Ankara'da yapılan Sanayi kongresinde konuşan İstanbul Teknik Üniversitesi Motor Kürsüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Necmettin Erbakan Türkiye'nin kendi otomobilini yapabileceği fikrini ortaya attı. Bunun üzerine zamanın ihtilalcileri de, Eskişehir Demiryolları CER Fabrikası'nı Erbakan'ın emrine verdiler. Buradaki Türk mühendis ve işçilerle el ele veren Erbakan, Türkiye'nin ilk ve tek "Devrim" adlı yerli otomobilini yaptı.


CEMAL GÜRSEL YERLİ OTOMOBİL İÇİN ERBAKAN'A NE DİYOR

"Yerli arabamıza "Devrim Otomobili" diyelim. Anlattığın hususlar Türk sanayii adına düşündürücü şeylerdir. Sizi tebrik ederim..."


ERBAKAN ODALAR BİRLİĞİ GENEL SEKRETERİ OLUYOR

Gümüş Motor Fabrikası'nın mali kriz sebebiyle kapanması olayının ardından Erbakan'ın yaşamında yeni bir dönem başladı. Bu dönem Erbakan'ı politikaya hazırlayan Odalar Birliği dönemi idi.

Bu dönemde Şubat 1966'dan Kasım 1966'ya kadar Odalar Birliği Sanayi Daire Başkanlığı görevinde bulundu. Kasım 1966'da Odalar Birliği Genel Sekreteri oldu.

Odalar Birliği Genel Sekreterliği döneminde, Odalar Birliğinde milletimizin mutlu bir azınlığa istismar ettirildiğini, bütün illerden bankalara tevdi edilen mevduatın % 80'e yakın kısmının büyük şirketlere yüzde 20'sinin ise Anadolu tüccarına bırakıldığım ve memlekette kurulacak olan sanayi tesislerinin yüzde 80'ı yine kayırdan bir büyük şirketlere verildiğini gören Erbakan bu dengesizliği ve haksızlığı düzeltmeye kalkınca, başta o günkü Başbakan Süleyman Demirel olmak üzere bazı rant çevreleri büyük bir rahatsızlık duymuşlardı.

Böylece Erbakan Odalar Birliğinde tek başına Süleyman Demirel'in başkanı bulunduğu hükümete karşı sözkonusu dengesizliğin ve haksızlığın giderilmesi için mücadelesini başlatmıştı.


ERBAKAN ODALAR BİRLİĞİ BAŞKANI OLUYOR

Gördüğü dengesizliği ve haksızlığı Genel sekreter olarak gideremeyeceğini anlayınca, yaklaşan Odalar Birliği Genel Kurulu'nda, yönetim kurulunu ve Genel Başkanlığı eline geçirmeye karar vermek zorunda kalan Erbakan Büyük Ankara Oteli'nde bir daire kiralamış ve sıkı bir çalışmaya girişmişti. Adalet Partisi ile Cumhuriyet Halk Partisi ise mevcut yönetimi ve onun başkanı Sezai Diplan'ı desteklemek üzere koalisyon kurmuşlardı. Böylece Erbakan iktidara ve muhalefete karşı tek kişi olarak mücadele ediyordu.

"Demirel Hükümeti Odalar Birliği seçimini Erbakan'ın kazanacağını anlayınca anayasa, ve diğer mevzuata aykırı olmasına rağmen bir bakanlar kurulu kararı çıkararak, kongre gündeminin seçimler maddesini ertelemek zorunda kaldı."

Bakanlar Kurulu kararına iktidar ve muhalefet güç-birliğine rağmen Erbakan Anadolu tüccarının desteği ile % 75 kahir ekseriyetle rakiplerini yere vurarak Mayıs 1969 yılında Odalar Birliği Genel Başkanlığı seçimini kazandı.

Ancak bu yenilgiyi hazmedemeyen Adalet Partisi Hükümeti verdiği hukuk dışı kararı yürütmek için antidemokratik bir yola tevessül ederek o günün İçişleri Bakanı Faruk Sükan'ın talimatıyla Erbakan'ın polis zoruyla Odalar Birliğinden atılmasını istemişti.

Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, polis zoruyla Erbakan'nın Odalar Birliği Genel Başkanlık görevine son verdi.


ERBAKAN SİYASET'E BAŞLIYOR

Odalar Birliği'ndeki bu mücadele Erbakan'ın siyasete girme arzusunu güçlendiriyordu. Dolayısıyla 14 Ekim 1969'da yapılan Genel Seçimlerde Konya'dan bağımsız milletvekili adayı oldu.

Erbakan'ın seçilmesini önleyebilmek için bir takım çevreler hemen harekete geçip çeşitli çarelere başvurdular. O günlerde bir kesim müslüman insanların gözdesi olmayı başarmış olan BUGÜN gazetesinde Erbakan'ın alacağı oyların iptal edilmesi maksadıyla, Erbakan'ın oy pusulasını da mühürleyerek sandığa atın şeklinde haberler yayınlandı. Bu sebeple Erbakan'ın aldığı oyların yarıya yakım iptal çıktı.

Erbakan'ın aldığı oyların yarıya yakını iptal çıktığı halde, yine fazlasıyla oy alarak milletvekili seçilmeyi başardı. Çünkü O, başarmak için Konya ve çevresinde gece demeden gündüz demeden fevkalade bir aksiyon ve organizasyon ile çalışmıştı. Çalışan elbette başarır.

Erbakan milletvekili seçilir seçilmez, sonraki dönemde dava arkadaşları olan Ahmet Tevfik Paksu, Hasan Aksay, Süleyman Arif Emre ve Ali Hikmet Güner'in hazırlıklarını 1967'den buyana sürdürdükleri Milli Görüş düşüncesine sahip bir partinin kurulması için kolları sıvadı.


ERBAKAN 43 YAŞINDA MİLLETVEKİLİ SEÇİLİYOR

1969'da Konya'dan bağımsız milletvekili seçilen 43 yaşındaki Prof. Dr. Necmettin Erbakan, istikbalde fikir ve düşüncelerinden dolayı bir çok zorlukla karşılaşacağını bildiği halde aday olup siyasete girdi.


ERBAKAN İLK PARTİSİNİ KURUYOR

14 Ekim 1969 tarihinde Konya bağımsız milletvekili olarak Meclise girmeyi başaran Erbakan, parti kurmak için istişare çalışmalarına başladı. Necip Fazıl Kısakürek, Mehmet Zahit Kotku Efendi, Bayburtlu Paşa Dede Efendi başta olmak üzere ülkedeki bir çok olgunluğuyla, ilmiyle, tarihi bilgisiyle, tecrübesiyle, faziletiyle, irfanıyla, itibarıyla tanınmış kişilerle bireysel ve toplu istişareler yaptıktan sonra 24 Ocak 1970 tarihinde Milli Nizam Partisi'ni kurdu. Milli Nizam Partisi, Adalet Partisinden istifa eden Hüsamettin Akmumcu ve Hüseyin Abbas Beylerin de katılımıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde üç sandalyeye sahip oldu.

Böylece Türkiye'nin sanayileşmesi, kalkınması ve Milli Görüş Davası'nın yürütülmesi için ilk parti kurulmuş ve Mecliste temsil ediliyordu. Milli Nizam Parti-si'nin Genel Merkezi Ankara'nın Meşrutiyet Cadde-si'nde idi. Genel Merkez binasındaki Genel Başkanlık koltuğunda Erbakan oturuyordu. Artık O, ilk ve yeni kurulan bir partinin Genel Başkanı ve siyasetin ortasında olan bir lider idi. Hem de Milli Görüş Lideri.

Erbakan'ın kurduğu ilk partiye "Milli Nizam" adının verilmesi hususunda partinin genel başkan yardımcısı Hasan Aksay Bey şöyle der:

"Partimize "Milli Nizam" adının konulması merhum Eşref Edib'in teklifi ve arzusu eseri olmuştur. Eşref Edib Cumhuriyetten beri, Mehmet Akif'le böyle bir partinin hasretini çektiğini de belirtmişti."


MİLLİ NİZAM PARTİSİ’NİN FAALİYETLERİ

Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın Genel Başkanı olduğu Milli Nizam Partisi mecliste on kişiyi bulup grup kuramadığı için, milletvekilleri resmen parti adına aksiyonlara girişemiyorlardı. Yapılacak teşebbüsleri kendi adlarına yapıyorlardı. Böyle olmasına rağmen çok önemli parlamento faaliyetlerine girişilmiştir.


Bu faaliyetlerden bazıları şunlardır::

l- Ap'nin Yerli Sanayicilere Karşı Oluşunun Tesbit Edilmesi

Milli Nizam Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan, partisinin meclisde grubu olmadığı için Bütçe Plan Komisyonu'nda şahsı adına söz alarak hükümetin yapılacak yeni sanayi yatırımlarında tercihini yerli müteşebbislerin aleyhine kullandığını açıklayarak Süleyman Demirel başkanlığındaki Adalet Partisi iktidarını köşeye kıstırmıştır.

Bu gerçeklerden haberi olmayan AP'li milletvekili ve senatörler bu iddiaları aşırı bularak Erbakan'a çıkışarak şöyle diyorlar:

"Yağma yok hoca, bu kadar ağır ithamları partimize yönelteceksiniz, sonra da çekip gideceksiniz, olmaz böyle şey. Delil isteriz, bu işi bu safhada bırakamazsınız."

Erbakan'ın isteği de zaten bu idi. Ama kişisel konuşmalar 10 dakika ile kısıtlı. Erbakan cevaben: "Mühlet verin, delillerimi, misallerimi açıklayayım" diyor.

Mühaletefe mensup çok sayıda milletvekili, kendi konuşma haklarını Erbakan'a devrediyorlar. Bunun üzerine Erbakan kırk'ı aşkın dosya üzerinde ayrıntılı açıklamalar yapıyor, hükümetin yerli tüccarı, yerli sanayici, yabancı sermayeye haksız bir şekilde nasıl ezdirdiğim bir bir açıklıyor. Erbakan'ın bu açıklamalarından sonra hükümet adına bu iddiaları cevaplamak için o günün sanayi bakanı Bursa Milletvekili Ahmet Türkel Bey konuyu incelemek için Bütçe Komisyonu'ndan 8 saatlik süre istiyor. Kendisine istediği kadar süre veriliyor. Hazırlığını yapıp geldikten sonra yaptığı konuşmada şöyle demiştir:

"Yapılan iddiaları dosyalar üzerinde bir bir inceledim. Erbakan Bey'in söyledikleri doğrudur. Maalesef hükümetimiz verilen her misalde tercihini yerli müteşebbisler lehinde kullanmamış, yabancılar veya onlarla ortak olanlar lehinde kullanmış..."

Bunun üzerine Adalet Partili parlementerlerden "sıfır, sıfır" sedaları yükseliyor, sen nasıl bakansın bizi savunacağın yerde Erbakan'ı doğruluyorsun; diye kızıyorlar.

Bu olay gerek Erbakan ve gerekse onun ortaya koyduğu Milli Görüş aksiyonu bakımından çok müsbet gelişmelere yol açmıştır.

2- Ortak Pazar Hakkında Gensoru Önergesi

Erbakan, Milli Nizam Partisi olarak Ortak Pazar'a karşı olduklarını kamuoyuna açıklamış ve büyük bir kampanya başlatmış, yurdun her bölgesinde büyük mitingler düzenleyerek gizlenen gerçekleri anlatmaya çalışmış. Bununla da yetinmeyip bu meseleyi ilk kez meclis gündemine getirmiştir. O zamanlarda Avrupa Topluluğu'nun siyasi birleşme gayesi, masonik partiler ve bazı çevrelerce çok daha sıkı bir şekilde gizli tutuluyordu. Erbakan'ın meclisteki açıklamaları, bu sebepten sert tepkilere neden oluyordu.

3- İnsan Hakları Önergesi

Milli Nizam Partisi döneminde 12 Mart Askeri Müdahalesi olduktan sonra anayasada değişiklikler yapılmaya başlandığında Erbakan fırsat bu fırsattır diyerek, fikir suçlarını cezalandıran 163.'cü maddeyi ele alan zor kullanılmadıkça fikirlerin açıklanmasının suç sayılamayacağım öngören bir değişiklik önergesi hazırlayarak Anayasa Komisyonu'na verdi. Komisyonda söz alarak savunmasını da yapıyor. Ama AP ve CHP oylarıyla reddedildi.


MİLLİ NİZAM PARTİSİ KAPATILIYOR

Dava açan: Hikmet Gündüz Gerekçe: Anayasa'nın 2,19 ve 57. maddeleri Sebep: Laikliğe aykırı faaliyette bulunmak Cumhuriyet Başsavcısı Hikmet Gündüz'ün Milli Nizam Partisi'nin laikliğe aykırı faaliyette bulunduğu sebebiyle kapatma davası açtığı için anayasa Mahkemesi Milli Nizam Partisi Genel Merkezine dava ile ilgili bir tebligat gönderiyor. Savcı partiye veya partililere hiç haber vermeden, savunma istemeden kapatma davası açtı, Anayasa Mahkemesi de duruşma yapmadan evrak üzerinde karar vererek, Milli Nizam Partisi'ni kapattı.

Partisinin kapatılması kendisini çok üzdüğü için Erbakan bir kalp rahatsızlığı geçirdi ve İsviçre'de tedavi gördü.


MİLLİ SELAMET PARTİSİ KURULUYOR

Muhterem Erbakan Hocamız ülkemizin Milli Görüşe olan ihtiyacının devam ettiğini ve ülke için Milli görüşün tek kurtuluş yolu olduğunu bildiği için Milli Selamet Partisi ismiyle siyasete devam ediyor.


ERBAKAN BAŞBAKAN YARDIMCISI OLUYOR

1973 seçimlerinde CHP 146 milletvekili kazanarak birinci olduğu için Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk hükümeti kurma görevini Bülent Ecevit'e verir. Bunun üzerine Ecevit parti liderleriyle görüşmeye başlar.

Erbakan Hoca ile de görüşür. Ancak Erbakan Hoca Genel İdare Kurulu, Meclis gurubu ve il başkanlarıyla istişare yaptıktan sonra Ecevit'e hayır dedi. Erbakan'ın arzusu Demirel'le hükümet kurmak idi. Ancak Demirel milletin kendisine muhalefet görevi verdiğini söyleyip hükümet kurmaya yanaşmıyordu.

"Erbakan, Ecevit'in ilk hükümet kurma teklifini red ettikten sonra Meclis'ten bir hükümet çıkması ihtimali çıkmaza giriyordu. Böylece üç buçuk aylık hükümet buhranı meydana çıkmış oluyordu."

Erbakan sonunda Türkiye'nin hükümet buhranını aşması ve davasına faydalı olacağı düşüncesiyle Ecevit'le hükümet kurmaya kerhen de olsa razı oldu. Böylece koalisyon protokol çalışmaları, hükümet programı ve bakanlıkların taksimatı hazırlıkları başlatılmış oluyordu.

Derken CHP-MSP hükümeti 26 Ocak 1974 tarihinde kuruldu ve l Şubat 1974'de hükümet programı Millet Meclisi'nde ve Cumhuriyet senatosunda okundu, bilahare müzakere edildi ve koalisyon hükümeti güven oyu aldı. Güven oyu alan hükümetteki bakanlıklardan başbakanlık dahil 17 bakanlık CHP'ne 7 bakanlık MSP'ne verilmişti. MSP'nin almış olduğu bakanlıklar şunlardı:

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Necmettin Erbakan,
Devlet Bakanı S. Arif Emre,
Adalet Bakanı Şevket Kazan,
İçişleri Bakanı Oğuzhan Asiltürk,
Ticaret Bakanı Fehim Adak,
Tarım Bakanı Korkut Özal,
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Abdülkerim Doğru.

Bu adımlarla Erbakan, davası uğrundaki mücadelesinin Başbakan Yardımcılığı basamağında hizmet için yeni bir start veriyor.


ERBAKAN'IN MSP DÖNEMİNDEKİ HİZMETLERİ

Erbakan, MSP'nin ortak olduğu koalisyonlu hükümetlerde başbakan yardımcılığı görevleri dönemlerinde çok önemli hizmetlere imza attı. Hakkı müdafaa etmeyi, milletin maddi ve manevi bakımdan menfaatlerini korumayı önemli bir görev kabul eden Erbakan'ın MSP döneminde yaptığı önemli hizmetlerden bazıları şunlardır:

A- Ahlak Ve Maneviyatla İlgili Hizmetleri

Maddi yönden kalkınmış toplumların manen kalkınmadıkları için çökmeye mahkum olacakları gerçeğin çok iyi idrak eden Erbakan "önce ahlak ve maneviyat' diyerek yola çıktığı için bu sahada önemli hizmetlere imza atmayı başardı. Bu hizmetlerden bir kaçını zikredelim.

1- Elli iki tanesi Süleyman Demirel hükümeti tarafından kapatılan orta kısımlarını yeniden devreye koymak üzere tam 300 tane İmam-Hatip Okulu'nün açılması. Bu hizmetin büyüklüğünü şundan anlıyoruz; Cumhuriyet tarihi boyunca 50 yılda 50 tane, MSP döneminde sadece 3 yılda 300 tane İmam-Hatip okulu açılmıştır.

2- İmam-Hatip Okulu mezunlarının üniversitelere girmelerini sağlaması. Bu sebeple Îmam-Hatip çıkışlı yüzbinlerce inançlı, dürüst, rüşvet almayan, rüşvet vermeyen avukat, doktor, mühendis, polis, öğretmen, memleket ve milletine hizmet etmektedir.

3- Îmam-Hatip Okulu mezunu öğretmenlerin ilkokullarda Din ve Ahlak dersi öğretmeni olmalarının sağlanması.

4- Bütün okullara Din ve Ahlak dersi mecburiyeti konulması. Bu Din ve Ahlak derslerinin Ortaokul ve Liselerde ilahiyat mezunlarınca okutulması talimle şart koşulmuştur.

5- 1976-1977 ders yılı başından itibaren ilk, orta ve liselerde bütün ders kitaplarının yeniden yazılmasının Bakanlar Kurulunca karara bağlanması.

6- Mısır, Suudi Arabistan gibi müslüman ülkelerde okuyanların diplomalarının Türkiye'de geçerli sayılması

7- Müstehcen neşriyatla ve ahlaka aykırı yayınlarla mücadele kanununun çıkartılması, Adalet ve İçişleri Bakanlıklarınca ciddiyetle uygulanması.

8- Vakıf mallarının yağmalanmasına son verilmesi,vakıflarca 500'e yakın cami'nin yeniden restore edilmesi, vakıf gelirlerinin üç-dört misline çıkarılması, vakıf aşevlerinden yedirilen yoksulların sayısının artırılması ve 5000 kadar âmâ, sakat ve sahipsiz insana vakıflardan maaş bağlanması. 9- Risale-i Nur gibi dini, ilmi ve ahlaki eserlerin okutulmasına konulan yasakların kaldırılması.

10- Kur'an Kurslarının yapılması, yaşatılması için Cumhuriyet tarihinde ilk defa bütçeden ödenek ayrılması ve 3000'den fazla Kur'an Kursu'nun açılması.

11- Din görevlilerinin meslek içi eğitimi için 7 tane Bölge Eğitim Merkezinin kurulması. 12- Fahri olarak görev yapan din görevlilerine kadro verilmesi.

13- MSP'nin hükümet ortağı olduğu dönemde başörtüsü zulmüne mani olması ve bu sebeple hiç bir kız öğrenciye zulüm yapılmaması.

14- MSP-CHP koalisyonu döneminde Milli Eğitim Bakanlığı CHP'ye verilmişti. Bakan ise Mustafa Üstündağ idi. Bu bakanlık tarafından başörtüsü ile okullara girilmesini yasaklayan bir tamin yazılıyor. Ancak bu tamimi haber alan Erbakan harekete geçiyor ve tamimin uygulanmasını durdurtuyor.

B-Maddi Kalkınma İle İlgili Hizmetleri Milletimizin huzur, güven, mutluluk içirişinde yaşaması için hizmet olarak bir çok adımın atılması gereklidir. Erbakan'ın MSP koalisyonları döneminde attığı bu önemli maddi atılımlardan bazılarını başlıklar halinde kaydedelim.

1- istiklâl Harbi gazilerine maaş bağlanması hususunda kanun teklifi verilmesi.
2- Emekli işçilerin eş ve çocuklarının sigorta kapsamına alınması
3- Çalışan işçilerin ana babalarının sigortalı sayılması.
4- Asgari (en az) geçim indirimi kanun teklifinin hazırlanması.
5- Mukaddesata şovenlerin cezalandırılması
6- Çıraklık ve kalfalık kanunun çıkartılması.
7- Muhtarlara maaş bağlanması
8- Pahalılığı önlemek için faizin masrafa yazılmaması.
9- Doğu Anadolu'da görev yapanlara yakacak yardımı yapılması
10- Küçük çiftçi ve balıkçıların vergi muafiyeti sınırının yukarı alınması
11- Yabancı ülkelerde çalışan işçilerin askerliklerinin 29 yaşına kadar uzatılması.
12- Ev hanımı olan kadınların ve özel ev hizmetinde çalışanların sigorta kapsamına alınması
13- Tarım ve Orman işçilerinin Sosyal Sigortalar Kurumu kapsamına alınması
14- Yurtdışında çalışan işçilerin Türkiye içindeki hizmetlerinin birleştirilmesi
15- Yurtdışındaki işçi çocuklarının diplomalarının geçerli sayılması.
16- 65 yaşını dolduran düşkünlere maaş bağlanması
17- Dul ve yetimlere maaş bağlanması
18- Ağır Sanayi hamlesinin başlatılması Ülkemizi geri kalmışlıktan, sömürülmekten ve dilencilikten kurtarmak, milletimizin mutlu olması, huzur içinde yaşaması ve kalkınmış zengin bir Türkiye için ağır sanayi hamlesini başlatmak ve Milli Harp Sanayini kurmak zorunda olduğumuza inanan Erbakan, 200 büyük fabrikanın plan ve projelerini hazırlayıp temellerini attı. Bu dev tesislerin 70 kadarı fiilen işletmeye açıldı ve kâr sağlandı. Geri kalan 130 fabrikanın çoğunun kaba inşaatları ve hizmet binaları bitirildi, hatta bazılarının makinaları bile hazırlatıldı.

ERBAKAN ÜÇÜNCÜ KEZ BAŞBAKAN YARDIMCISI OLUYOR

Birinci Milliyetçi Cephe hükümeti emperyalist dış güçlerin tesiriyle bozduruldu. Tıpkı MSP-CHP koalis-yonu'nun bozdurulduğu gibi...

Bu hükümetin bozdurulup erken genel seçime gidilmesinin iki önemli sebebi vardır. Bu sebepler şunlardır:

1 MSP'yi meclis dışında tutarak, bu mümkün değilse hükümetten uzaklaştırarak Ağır Sanayi hamlesini önlemek.

2 Kıbrıs'ta Yunanlıların ve Rumların arzusuna uygun çözüm bulabilmek. Bu sebepler doğrultusunda (1. Mc) hükümeti bozuldu ve 5 Haziran 1977'de erken seçim yapılmasına karar verildi.

Bu tarihte yapılan Erken Genel Seçim'de MSP'nin oyları düştü. Bunun neticesi olarak 48 milletvekili sayısı 24'e düştü. Bu oy kaybının birkaç sebebi olabilir. Bunların bazıları şunlardır: CHP gibi solcu, AP gibi sağcı partilerle hükümet kurmuş olması. Tüm partililerin MSP'ye yüklenmesi. Üç milyon sahte (mükerrer) oy kullanılması.

5 Haziran 1977 seçimlerinden sonra hiç bir parti tek başına iktidar olacak kadar milletvekili çıkaramadı. En normal çözüm koalisyon hükümeti kurulması idi. Ama malum sebeplerle anormal bir yol izlenerek CHP Genel Başkanı Ecevit'e bir azınlık hükümeti kurduruldu. Ancak bu azınlık hükümet güvenoyu alamayınca Ece-vit görevi Fahri Korutürk'e iade etti.

Bunu Müteakip Süleyman Demirel hükümeti kurma görevini alır. Ve ikinci Milliyetçi Cephe hükümetini kurar ve l Ağustos 1977 tarihinde güven oyu alır. AP, MSP ve MHP'den oluşan bu koalisyon hükümetinde Erbakan yine Başbakan Yardımcılığı görevini üstlendi. Üçüncü kez başbakan yardımcısı olan Erbakan'ın bu görevi yalnızca beş ay sürdü. 1977'nin sonunda AP'den 9 milletvekilinin ayrılmasıyla Mecliste çoğunluğu kaybeden MC hükümeti sona erdi. 1978 başında Ecevit, AP'den ayrılan ve "Milletvekili pazarlığı" sonucu sağlanan 11 kişi ile 17 Ocak 1978'de hükümetini kurdu. Ve Erbakan ilk defa muhalefette...

ERBAKAN YİNE MUHALEFETTE

Ecevit Hükümetten Çekiliyor, Demirel Geliyor Ve Erbakan Yine Muhalefette

Ecevit'in başbakanlığı döneminde Erbakan hakkında açılan davalar bir bir düşerken O'nunla ilgili tartışmalar da sürüyor. Bu arada 17 Ocak 1978'de kurulan Ecevit hükümeti, 1979 ara seçimlerinde ortaya çıkan düşmüş oy sayısı sebebiyle demokratik teammüller gereği istifa etmesi gerekiyordu. İşte Ecevit bu teammüllere uydu ve hükümetten çekildi.

Ecevit başarısız olmuş, daha fazla yıpranmamak için bırakıp gitmişti. Memleket hükümetsiz kalmıştı. Sayın Demirel ise ben gelirsem kısa zamanda enflasyonu önlerim. Anarşiyi durdururum deyip duruyordu. Tek başına başarılı olabileceğine inanıyordu. Bunun için bir fırsat ve imkân istiyordu.

Erbakan ve merhum Alparslan Türkeş Demirel'e dışarıdan destek vereceklerini açıkladılar. Bu formülü kabul eden Demirel tek başına hükümeti kurdu. Ancak Demirel'e rağmen enflasyon, anarşi tırmanıyor, paranın değeri düşüyor ve gidişat iyi neticeler vermiyordu.

1979 senesi sonrasıydı. Ordu komutanları, Genel Kurmay Başkanı Kenan Evren aracılığıyla, o zamanki Cumhurbaşkanı Sayın Fahri Korutürk'e bir muhtıra vermişti. Bu muhtırada genel olarak Meclis'in ve iktidarın tutumunun tatminkâr olmadığı belirtiliyor, meselelere acil çözümler bulunması lüzumuna işaret ediliyordu.

Bu muhtıra partiler arasında tartışılırken Cumhurbaşkanı Sayın Fahri Korutürk'ün görev süresi dolduğu için yeni cumhurbaşkanı seçilecekti. Ancak bu seçim, Demirel'in partizanca tutumları sebebiyle uzadıkça uzadı. Derken 12 Eylül ihtilali'nin ayak sesleri gelmeye başladı.

SABRİ ÇAĞLAYANGİL ERBAKAN İLE İLGİLİ NE DİYOR?

(Ankara, 1980) „ Sayın Erbakan, ülkenin en ciddi ve en önemli meselelerini bir bir ortaya koymaktadır. Bu ortaya koyuşta seçmiş olduğu üslup mizahi bir hal arz ediyorsa da, bunun böyle olması herkes için daha hayırlıdır. "
Sabri Çağlayangil Cumhurbaşkanı Vekili


BAŞBAKAN YARDIMCISI ERBAKAN TUTUKEVİNDE

Türkiye'de başbakan yardımcılığı yapmış, Ağır Sanayi hamlesini başlatmış, bir çok fabrikanın temelini atıp açılışını yapmış, ekonomiden sorumlu olduğu dört yıllık süre içerisinde Türk Lirası'nın değerini dolara karşı sabit tutmayı başarmış olan bir lider Kirazlıdere'de tutukevinde...

Düşünceleriyle, azmiyle, gayretiyle, faaliyetleriyle beldeye, ilçeye, ile sığmayan Erbakan'ın tutukevindeki günlük hayat programına şöyle bir göz atalım:

Sabahleyin 4:30-5:00'te sabah namazı için uykudan uyanıyor. Namazı kıymetli alim Lütfi Doğan hoca efendinin imametinde cemaatle tutukevinin mescidinde eda ediyor. Namazdan sonra güneş doğuncaya kadar Kur'an okumakla meşgul oluyor. Mescidden çıkınca, yemekhaneye erler tarafından getirilmiş olan sabah kahvaltısına oturuyor. Hemen her gün çeşidi değişen çorba, yumurta ve diğer yiyeceklerle kahvaltı ediyor.

Kahvaltıdan sonra biraz yatıyor. Saat 10:30'a kadar dava ile ilgili savunma hazırlıklarıyla veya gündelik gazeteleri okumakla meşgul oluyor. Saat 10:30'da günün yarım saatlik ilk tenefüsü için bahçeye indiriliyor.

Saat 12:00-13:00 arası öğle yemeği, namaz, öğleden sonra üç'e doğru ikinci yarım saatlik teneffüs ve ikindi namazı. Kısa bir süre istirahat veya kitap okuma, ak